Ara
  • dakahder

ERKEK DOĞRAMA CEMİYETİ MANİFESTOSU

ERKEK DOĞRAMA CEMİYETİ MANİFESTOSU


Dikkat bu metin şiddet içerir! Ve yine dikkat Valerie’nin hiç şakası yok!

SCUM Manifesto*, Valerie Solanas tarafından yazılan radikal bir ütopya veya manifestodur. Metnin yazıldığı 1960’lar Amerika’sında ortaya çıkan birçok akım veya politik tavra eleştiri mahiyeti taşıyan bu manifesto asıl olarak biyolojik determinizme dayanıyor. Asırlarıdır süregelen ve Aristoteles’ten tutun da Sigmun Freud’a kadar kadınların zayıf, güçsüz, noksan ve daha aşağı cins olduklarını iddia eden bu mizojinist düşünürlerin beslendikleri nokta biyolojik determinizmdi. SCUM Manifesto ise, eğer bir cins eksikse bu erkek olandır ve onların bertaraf edilmesi gerekir şiarıyla kaleme alınmıştır. Solanas’ın erkekleri yok etme fikrini kara mizah olarak değerlendirenler çıksa bile, manifestonun ilerleyen kısımlarında erkekleri yok etme hareketinin detaylarını ve inceliklerini anlatan yazarımızın pek de şakacı olmadığını görebiliriz. Burada asıl ününü, dönemin ünlü pop art sanatçılarından ‘’Andy Warhol’u vuran kadın’’ olarak kazanmış olduğunu belirtmekte fayda olacaktır. Valerie’nin şakası olmadığını söylemiştik değil mi?




SCUM Manifesto, dönemde etkileri görülen, kadınlık ve erkekliğin toplumsal kategoriler olduğunu savunan ikinci dalga feminizmin aksine olaya daha biyolojik açıdan yaklaşıyor. ‘’ Eril biyolojik bir kazadır: Y(eril) geni tamamlanmamış bir X(dişi) genidir. yani tamamlanmamış bir kromozomlar serisidir. Başka bir deyişle eril eksik bir dişidir.’’ diye belirten Solanas, erilin kifayetsiz, duygusal açıdan noksan, benmerkezci vs... oluşunu bu tanımına örnek vererek zenginleştiriyor. Erkeğin biyolojik bir kaza olduğunu ve dişi olmamasını bir takıntı haline getirdiğini ifade eden Solanas’ın bu tutumunu sert bulanlar olsa da, eril zihniyetin tutumu karşında ne eksik ne de fazladır. Çünkü asırlardır, kadınlar bu ithamlara maruz bırakıldı ve kadınların bu ithamlar mahiyetinde hareket etmesi beklendi. Solanas bütün bu yargılara sabırla değil; kadınların yıllardır dışa vurmaktan çekindiği öfkeyle cevap verdi.

1950-1960’lı yıllarda belirgin hale gelen ve Amerikalı yazar ve şairlerden oluşan Beat kuşağının savunduğu açık cinsellik furyası döneme damgasını vurmuştu. Para kazanmak için bir dönem sex işçiliği de yapmış olan Solanas, cinsellik kafasızların sığınağıdır ve kadın ne kadar akılsızsa yani eril kültüre ne kadar saplanıp kalmışsa o kadar tatlıdır, o kadar cinseldir derken bu akıma da tepki göstermiş oluyor bir nevi.

Cinsler arası iktisadi eşitsizlik ataerkinin belini kuvvetlendiren en temel etkenlerden biri. Erkeğe tahakküm gücü veren ve manipülasyon kuvveti yüksek olan para, bu bağlamda kadını yine bir sıfır geride bırakıyor. Solanas bu iktisadi eşitsizliğin ortadan kaldırılmasından yana değil, sorunun en temeline inerek asıl çözümün para-iş meselesinin tamamen ortadan kaldırılmasıyla nihayete varacağını savunuyor. İktisadi eşitliğe inansam da, yazarın çözüm önerisinin cazibesi de beni etkilemiyor değil.

Alıştığımız feminist söylemlerin aksine, okuduğumuz bu manifesto toksik erkekliği kırabilecek yegane metindir belki de. Çünkü yıllardır kadınlar teoriyle, tarihten örneklerle, politikayla veya yazıyla bunu erkeklere anlatamadılar. Solanas bize tersten okumayı öğretti, körelmeye yüz tutmuş öfkemizin ehemmiyetini, geleneksel mücadelenin alternatifini ve çok daha fazlasını...

Kitabın ön sözünde Ayşe Berktay’ın yer verdiği, Amerikalı bir grup feministin bu manifestoyla ilgili düşünceleri var. Manifesto ile ilgili kapsayıcı ve yerinde bir çıkarım olduğunu düşündüğüm için son sözümü bu cümleyle bitireceğim.

‘’Bu manifestonun kadın, erkek çoğumuzun kalbinde yattığına inanmak istemediğimiz bir intikam ateşini dillendirdiği söylenir. Katılıyoruz’’



(*SCUM Manifesto, Society Fot Cutting Up Men ‘in kısaltmasından oluşuyor, Türkçe Erkek Doğrama Cemiyeti Manifestosu’dur.)



2 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
  • YouTube - Beyaz Çember
  • Instagram - Beyaz Çember
  • Heyecan - Beyaz Çember